Kader ve kaza kavramlarını nasıl anlamalıyız?
Evrende gerçekleşen olaylar bilgi ve kudretle gerçekleşir. Bu olayları bilen ve yaratan Yüce Allah, onların var olmasını istemektedir. Bu sebeple Cenab-ı Hakk’ın ilmi, iradesi ve kudretiyle yarattığı evrenin arkasında bir takdir, tayin, ölçü ve plan olduğu kabul edilmelidir.
Kader, varlıkların tüm özellikleriyle varlık dünyasına gelmelerini zaman ve mekanlarıyla birlikte Cenab-ı Hakk’ın ezelde takdir etmesi ve bir düzen içinde kaydetmesidir. Kaza ise ezelde takdir edilen her şeyin, Cenab-ı Hakk’ın yaratmasıyla varlık dünyasına çıkmasıdır. Bu nedenle Kader, ilim sıfatına; Kaza ise Kudret sıfatına dayanmaktadır.
Maddi ve manevi her şeyin Allah tarafından takdir edilmesi, belirlenmesi ve düzenlenmesi, evrende Kader’in varlığını kabul etmek gerektiğini gösterir. Tesadüfi olayları şuursuz ve kör bir doğaya havale etmek, akıl ve ilmi reddetmek anlamına gelir.
Allah’ın ezeli ilmiyle kaderin ilişkisi nedir?
Allah’ın sıfatlarından biri olan ilim, ezelidir. O’nun ilmi geçmiş, gelecek ve şimdiki anı kapsar. Allah’ın ilmi için geçmiş ve gelecek fark etmez, her şey O’nun ilminde bulunur. En’âm Suresi’nde belirtildiği gibi, Allah’ın ilmi her şeyi kuşatır ve her şey O’nun ilmi dahilindedir.
İnsanların bilgisi alçakta tutulan bir ayna gibidir; sadece şimdiki anı gösterir. Ancak Allah’ın ilmi, tüm zamanları ve mekanları kuşatan yüce bir makamdır. O, dünyanın sonuna kadar meydana gelecek her şeyi ezelde takdir etmiştir.
Kur’an-ı Kerim’de bu konuya pek çok yerde değinilmiş ve Allah’ın her şeyi yaratıp kaderini belirlediği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, kader ve kaza kavramlarını anlamak, evrende var olan düzenin ve ölçünün Allah’ın ilmi, iradesi ve kudretiyle gerçekleştiğini kabul etmekten geçmektedir.



